Hipnoz, kendiliğinden oluşan doğal bir zihin durumudur.
İnsan ırkı var olduğu sürece , hipnoz vardı ve var olacak.. Hepimiz, bu kendiliğinden oluşan zihin durumunu, bilmeden, farkında olmadan sürekli kullanırız.
Örneğin, eğer bir TV programı ya da sinema filmi izlerken, tamamen seyrettiğinize dalmışsanız, büyük olasılıkla hipnoza girmişsinizdir. Bu hipnoz ya da hipnoz benzeri durum annenizin ya da eşinizin sizi akşam yemeğine çağırmasını, size bağırana kadar, duyamamanıza neden olur..
( Reklamcılar bunu çok iyi kullanır.TV programlarını sizi hipnoza sokmak için kullanıp, siz hipnoza girdikten sonra bilinçaltınıza telkinlerde bulunarak, sattıkları malı almanızı sağlarlar.) Hipnoz, kendiliğinden oluşan doğal bir zihin durumudur. Herkes bir çok kez hipnozu yaşamıştır. Bilerek ya da bilmeden. Bu doğal oluşan zihin durumunun tipik bir örneği otoyol hipnozu olarak adlandırdığımız, araba sürerken, sürücüde oluşan oluşan dalma halidir. Bilinçaltı yola odaklıyken bilinciniz farklı düşünceler arasında gezer, ve sapacağınız kavşağı geçtikten sonra uyanırsınız.
Amerikan Tıp Biriliği hipnozun iki bölümü olduğunu belirtiyor:
1-Kritik faktörün (bilincin yargılayan özelliğinin) bypass edilmesi
2-Kabul edilebilir seçici bir düşüncenin kurulması ve kalıcı hale getirilmesi
Bu tanım, hipnozun anlaşılır ve kabul edilen bir tanımıdır.
Kritik edici etkenin atlanması, basitçe, sizi sınırlayan inanışların gevşetilmesi demektir. Örneğin hipnozun anestezi (ağrısız durum) oluşturmak için kullanılması 1958 den beri Amerikan Tıp Birliği (AMA) tarafından kabul edilmiştir. Hipnozun ağrı duyulmayan bir durum yarattığı, kabul edilen bir gerçektir. Ama, zihnin, düşüncenin, güçlü bir ağrısız ortam yaratabileceğine inanamazsa, bunu başaramaz. Ama hipnozdayken, bu sınırlayıcı yanlış inanç aşılır ve çok kısa sürede ağrı duyulmayan bir ortam oluşur.
Kritikal faktörün bir anda aşılarak nasıl hızla hipnoz olduğunu merak edenler bu linki tıklayın. ( Ben de genellikle bu tip hipnoz indüksiyonu uyguluyorum..)
Tanımın ikinci kısmı olan, seçici kabul edilebilir bir düşüncenin kurulması, hipnotik indüksiyon dediğimiz yöntemle bir kişiyi hipnoza yönlendirmeyi anlatır. Seçici düşüncenin oluşturulması sizin sınırlayan yanlış inançlarınızı ( çocukluğunuzdan bu yana toplum veya büyükleriniz tarafından beyninize enjekte edilmiş alışkanlık ve inanışlar) reddetmenizi sağlayacak zihinsel ortamı yaratır ve böylece yeni güçlendirici inanışları kabul edersiniz.
Hipnotik durum yaşamınızda uygun değişikleri yapmanız için en uygun ortamdır. Çünkü, sizi daha sağlıklı ve mutlu yaşama götürecek değişiklikleri yapmanızı engelleyen düşünce ve inançları bir kenara itersiniz.
Herkes hipnoz olabilir
O halde şu anda artık siz de isterseniz hipnoz olabileceğinizi biliyorsunuz. Bunu aslında binlerce kez yaşadınız.. Gündüz ayakta rüya görürken yaşadınız, sevdiğiniz bir programı seyrederken yaşadınız, ve reklamlarda duyduğunuz yeni bir markayı alırken başkasının size verdiği hipnotik telkinleri kabul ettiniz.
Sonuç: Herkes hipnoz olabilir. Hipnoz hali zaten hep orada, zihinin bir işlevi olarak mevcuttur. Amaç sadece zihnin o halini aktif hale getirmektir. Aynı uyumak gibi.. Zihin nereye odaklanırsa o kısım aktif hale gelir. Hipnoz olmak isteyen herkes hipnoz olabilir.
ZİHNİN KURALLARI
KURAL BİR:
HER BİR DÜŞÜNCE VEYA FİKİR BİR FİZİKSEL REAKSİYONA NEDEN OLUR.
Sizin düşünceleriniz bedeninizin tüm fonksiyonlarını etkileyebilir. ENDİŞE düşünceleri, midede birtakım değişimler yaratarak ülsere neden olabilir. ÖFKE düşünceleri, adrenal bezlerini uyararak, kandaki adrenalini arttırır ve birçok beden değişimlerine neden olur. KAYGI ve KORKU nabzınızı etkilemektedir. Duygusal içeriği yoğun olan fikirler çoğunlukla bilinçdışına ulaşır çünkü duygulanan bir zihindir. Kabul edildikten sonra, bu düşünceler tekrar tekrar aynı beden reaksiyonlarını oluşturmaya devam ederler. Bu kronik olumsuz beden reaksiyonlarını ortadan kaldırmak için bizim bilinçdışına ulaşmamız ve bu reaksiyona neden olan düşünceyi değiştirmemiz gerekmektedir. Bu kendi kendini hipnoz ve oto telkin yoluyla olmaktadır.
KURAL 2
KABUL EDİLENİN GERÇEKLEŞME EĞİLİMİ VARDIR.
Beyin ve sinir sistemi sadece zihinsel imgelere tepki verirler. Bu imajı kişinin veya dış dünyanın belirlemiş olması önemli değildir. Oluşturulan bu zihinsel imge bir asıl plan olur ve bilinçdışı da bu planı gerçekleştirmek için çalışır. Endişe, istemediğimiz birşeyin resminin program formudur ama bilinçdışı resimlenmiş durumu yerine getirmek için çalışır. “KORKTUĞUM ŞEYLER BAŞIMA GELİR”. Birçok insan, çok kötü bir şeyin başlarına geleceğini düşündüren bilinçdışı zihinsel beklenti olarak tanımlanan, kronik anksiyeteden şikayet eder. Diğer taraftan, “sihirli” dokunuşu olan insanlar da tanırız. Hayat onları hiçbir neden olmadan kutsamıştır, biz de o kişilere “şanslı” deriz. Aslında şans gerçekte “OLUMLU ZİHİNSEL BEKLENTİDİR”, başarılı olacaklarına ilişkin kuvvetli bir inanç. “BİZ DÜŞÜNDÜĞÜMÜZ ŞEKİLE GİRERİZ”. Bizim fiziksel sağlığımız tamamen zihinsel beklentimize bağlıdır.Eğer bir hasta sağlıksız, yardıma muhtaç, felç, topal kalacağına ilişkin bir inanca sahipse doktorlar o kişinin bu şekilde kalacağını bilirler. Kendi kendine hipnoz, bu olumsuz düşünceleri ortadan kaldırmak ve ümit dolu olumlu beklentiler içerisinde olmak için bir araçtır. Sağlık, güç ve iyilik hali beklentileri bir süre sonra gerçek olur.
KURAL 3
HAYAL KURMA –KENDİ ZİHNİNİZLE VEYA BAŞKASININ ZİHNİ İLE UĞRAŞIRKEN BİLGİDEN ÇOK DAHA GÜÇLÜDÜR.
Hipnozu kullanırken hatırlanması gereken çok önemli bir kural vardır. HAYAL NEDENİ ETKİSİZ HALE GETİRİR. Bu yüzden birçok insan nedensiz yere gözleri görmez bir şekilde davranabilirler. Kıskançlıktan meydana gelen cinayetlerin hemen hemen hepsinin nedeni aşırı hareketli imgelemdir. Paralarını dolandırıcılara kaptıranların, Hitler gibi demagoji yapanların takipçilerinin, işe yaramaz şeylere para yatıranların karşısında kendimizi ok üstün görürüz. Bu kişiler için imgelemlerinin nedenlerinin üstesinden geldiğini söyleyebiliriz. Ama genellikle batıl inançlarımıza, önyargılarımıza ve nedensiz inançlarımıza karşı genellikle kör olabiliyoruz. Genellikle düşünceye eşlik eden güçlü bir duygu örneğin,öfke, nefret, sevgi veya politik veya dini inançlar ile birleştiğinde neden ile değiştirilmeleri imkansız hale gelmektedir. Kendi kendine hipnozu kullanarak, bilinçdışındaki imajları forma sokabiliriz, ortadan kaldırabilir veya iyileştirebiliriz.
KURAL 4
BİLİNÇDIŞI TARAFINDAN BİR FİKİR KABUL EDİLDİĞİ ZAMAN, O FİKİR BAŞKA BİR FİKİR YERİNE KONANA KADAR OLDUĞU GİBİ KALIR. BUNA EŞLİK EDEN DİĞER BİR FİKİR DE; BİR FİKİR NE KADAR UZUN SÜRE KALIRSA, YENİ BİR FİKRİ KOYMAK İÇİN O KADAR MUHALİF FİKİR OLMASI GEREKMEKTEDİR.
Bir fikir bilinçdışı tarafından kabul edildiği zaman, artık o sabit düşünce kalıbı haline gelir. İyi ve kötü alışkanlıklarımız da aynı bu şekilde yerleşir. Önce bir düşünce ve takiben bir davranış gelir. Bizlerin düşünce alışkanlıkları ve davranış alışkanlıkları vardır. Böylelikle alışkanlıklarımızı değiştirmek istiyorsak, önce düşüncelerimizi değiştirmemiz gerekmektedir. Bizler gerçek doğruları kabul ederiz. Örneğin; güneşin doğudan doğduğunu ve batıdan battığını kabul ederiz. Bunu hava bulutlu ve güneşi görmezken bile kabul ederiz. Normal koşullarda bizi yöneten bu tarz bilgilerdir. Bunun yanında aslında doğru olmayan zihnimize kazınmış bazı düşünce alışkanlıklarımız da vardır. Bazı kişiler sinirli oldukları zamanlarda daha etkin davranabilmek için içki veya sakinleştirici almaları gerektiğine inanırlar. Bu doğru değildir ama fikir oradadır ve saplanmıştır. Doğru fikirlerle değişmesi için muhalefet gerekmektedir. Şimdi, bu kuralları geliştirme aşamasında, biz saplantılı fikirlerden bahsediyoruz, boş düşüncelerden veya geçici fantezilerden değil. Saplantılı fikirlere alternatif üretmek veya onları kullanmamız gerekiyor. Fikirler ne kadar saplanmış veya ne kadar uzun kalmış olursa olsun, kendi kendine hipnoz veya oto telkin yoluyla değiştirilebilir.
KURAL 5
HER BİR TELKİN BİR ÖNCEKİ BAŞARILI TELKİNDEN SONRA DAHA KOLAY KABUL EDİLİR.
Zihinsel bir alışkanlığı takip etmek kolaydır, uzun sürerse kırılması zor olabilir. Yapılandırılmış bir alışkanlığı kırmak takip etmekten çok daha zordur. Diğer bir değişle, bir kişisel teklin bilinçdışı tarafından kabul edildikten sonra, bir diğer ek telkinin kabul edilmesi kolaylaşır. Bu nedenle kendi kendine hipnoz veya oto telkin ile başladığınızda basit telkinlerle başlanmasını öneriyoruz. Kendinize sıcak bir duygu telkini ile başlayabilirsiniz.
KURAL 6
DUYGUSAL NEDENDEN KAYNAKLANAN BİR SEMPTOM EĞER UZUN SÜRE VARLIĞI DEVAM EDERSE ORGANİK DEĞİŞİME NEDEN OLUR
Birçok bilim adamı hastalıkların çoğunu organik değil fonksiyonel olduğunu kabul etmektedirler. Bilinçdışının olumsuz düşünceleri, sinir sistemini etkilemekte ve bunun sonucun da organların fonksiyonlarını yitirmesine neden olmaktadır. Biz tüm hastalığı olan insanların duygusal olarak hasta veya nevrotik olduklarını söylemiyoruz. Mikroplarla, parazitlerle ve virüslerle geçen hastalıklar bedene saldırmaktadırlar. Bizler bedendeki zihinleriz ve bunlar asla birbirinden ayrılmazlar. Eğer hastalıktan korkar, her zaman ağrıyan midenden veya gergin baş ağrılarından bahsedersen, organik değişiklikler olmaya başlar.
KURAL 7
BİLİNÇDIŞI VE ONUN FONKSİYONLARI İLE BAŞEDERKEN, BİLİNÇ NE KADAR ÇALIŞIRSA BİLİNÇDIŞI DA O KADAR AZ YANIT VERİR.
Bu durum iradenin neden var olmadığının kanıtıdır. Eğer insomnian varsa, ne kadar kendini uyumak için zorlarsan o kadar uyanık kaldığını öğrenmişsindir. Kural şudur: Eğer bilinçdışı ile uğraşıyorsanız, kafanıza takmayın. Bu problemlerinizi çözmek için olumlu bir beklenti içerisine girmek için uğraşmanız gerektiği anlamına gelir. Bilinçdışınızdaki inancınız yükseldikçe, onun gerçekleşmesi için uğraşmak yerine gerçekleşmesini beklemeyi öğreneceksiniz.
"Hipnoz Nedir?" için Yorum Yok
Yorum Yap,Fikrini Paylaş!